Arşiv

Archive for Mayıs, 2010

Türk Bayrağı’nın Yanında Siyonist Ateşi

Mayıs 31, 2010 Yorum yapın

Umuda yolculuk belki..barışa kuçak..tutsaklığa son,özgürlüğe bir adım.Türk sivil toplum kuruluşu öncülüğünde aralarında birçok yabancı sivil toplum örgütü ve sivil yabancıların bulunduğu Filistin’e insani yardım götüren Türk gemisi bir avuç İsrail’li siyonist askerler tarafından çatışma ile insanlar yaralanarak hatta öldürülerek yardım engellendi.Buraya çok dikkat; gemide insani temel ihtiyaçlar ve siviller var.Bunlar uluslararası karasularda ve askeri müdahaleyle ölümle sonuçlanan bir engellemeyle karşı karşıya bırakılıyorlar.Ve en önemlisi müdahale edilen gemi Türk sancağı,Türk bayrağı taşıyor!

İsrail lobisi öyle bir lobi ki hemen yandaşlarını yanına alarak olayı kendi lehine çevirmeye çalışıyor.Ee nede olsa Amerika ve Avrupa medyasının 4/3′ünü diğer bütün konularda olduğu gibi medya patronluğu konusunda da dünyayı yönetiyor.Nitekim,bu olayıda insani yardıma engel boyuntundan Türk-İsrail Dış İlişkileri konusuna çevirecek gündemi değiştirecektir.Ancak bu olaya Türkiye dahil kimsenin sessiz kalmaması gerekir.Özelliklede medya,sivil toplum örgütleri ve tabiki hükümetimiz.Hala İsrail gemideki herkesi eli kelepçeli bir vaziyette yaralıda olsalar kelepçeli göz altında tutuyor.Dış işlerimiz yaptığı açıklamada olayı kınarken neden anında ültimotom vermedi dolayısıylada bu da çok önemli bir merak konusudur.

Her ne olursa olsun bu olayda İsrail’in zulmünü,haksızlığını birkes daha tüm kamuoyuna göstermiştir.Yapılacak tek şey suskun kalmamak,geçerli ciddi yaptırımları İsrail’e uygulamaktır.İşte ozaman tüm dünya Filistin için ayağa kalktığı anda Gazze’de ki barış için çok yakındır.

Categories: Güncel

27 Mayıs Demokrasi Lekesi

Mayıs 28, 2010 Yorum yapın

27 Mayıs ülkemizde karanlık günlerden bir tanesidir.Demokrasi muassır medeniyetlerin ulaşmış oldukları en iyi seviyedir.Ancak elli sene öncesi 27 Mayıs’ına baktığımız zaman ülkemize bir darbe bulutu indiriliyor hükümetin ileri gelenleri sorguları,savunmaları yapılmadan idam ediliyor.Evet yanlışı yaşadık demokrasi lekesini üzerimize sürdük.Hasan Polatkan’ın savunması yapılmadan idam edilmesi hangi demokraside yer alır? Ya da Adnan Menderes’in? Bir hata yapılmış olabilir fakat demokrasiyi savunuyorsak onun arkasında duruyorsak eğer gene demokratik yollarla çözmemiz gerekirdi.Ama nitekim bu leke yüzerimize sıçramış oldu bir kere.Avrupa birliği,uyum yasaları vs. şeyler konuşulduğu ülkemde bu leke üzerimizden atılmadıkca Avrupa daha çok dayatmalarını üzerimizde sürdürecektir.

Categories: Güncel Etiketler:

Eurovision’da Manga ve Türkiye

Mayıs 23, 2010 Yorum yapın

Geçenlerde haberlerde gördüm dikkatle izledim.Manga’nın herkeslerden gizlediği süprizlerle dolu sahne şovu ilk kez gösteriye çıktı diye.İzledim baktım en az şarkı kadar bir kez daha yıkıldım.Bırakın şovu ortada hiç bir aksiyon dahi göremedim.Ülkemize MTV Avrupa ödülünü getiren bu denli bir grunun bu kadar vasat bir iş çıkarması doğrusu kafamda soru işareti yaratmakta.2002 yılında ilk defa Sertap Erener’le kazandığımız bu ödül sanırım politik başarılara bağlı.2002 yılında Türkiye’nin politik anlamda yükselişe geçtiği şimdilerde ise sürekli gündeminin değiştiği daha doğrusu değiştirildiği  ülkemde bu senede bu performansla Eurovision’da en fazla 10′un içinden 9.oluruz diye tahmin yürütmekteyim.Umarım düüşüncelerim tersine çıkar ve Manga herkesi şaşırtmaya pozitif yönde devam eder.

Categories: Kültür-Sanat

Devler Ligi’nin Galibi Inter

Mayıs 23, 2010 Yorum yapın

Dün akşam Barnebau stadında oynan Inter-B.Munıh karşılaşmasında finalin galibi Inter oldu.Bayern’in sönük kaldığı bu maçta Inter Morinho’nun gücünü dünyaya bir kez daha göstermiş oldu.Morinho’nun Real Madrid’e gidileceği konuşuluyor.Keşke Fenerbahçe’ye gelse =) Umarız gelecek sezonda ülkemizden katılacak tüm takımlar şampiyonlar liginde başarı gösterir.

Categories: Spor

Ak Parti Neyi Başardı?

Mayıs 22, 2010 Yorum yapın

Türkiye’de de siyasi iktidarları kamu harcamalarının dağılımı açısından incelersek… Son sekiz yıl içerisinde Ak Parti hükümetlerinin düşük gelir gruplarına yönelik kamu harcamalarını arttırdığı için sol bir siyaset izlediği görüşünü ileri sürebiliriz.

Peki, niye Ak Parti’nin kamu harcamaları sol bir siyaset izlediğini gösteriyor? Çünkü 2002 yılından günümüze “kamu harcamalarının bileşimini” incelediğimizde sekiz yıl önce 7,4 milyar lira olan eğitim harcamaları 2010 yılı bütçesinde 28,2 milyar liraya yükseliyor. Enflasyondan arındırdığımızda kamu eğitim harcamalarının reel olarak yüzde 127 oranında arttırıldığını görüyoruz. Ayrıca 2004 yılında eğitim ödenekleri ilk defa milli savunma harcamalarının üzerine çıktı. Böylece Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı.

Sağlık harcamalarına gelince… Sağlık harcamaları da son sekiz yılda reel olarak yüzde 136 oranında arttı. Böylece düşük gelir gruplarının refah seviyesi önceki dönemlere göre yükseldi. Çünkü kamu bütçesinde eğitim ve sağlık harcamalarının arttırılması, düşük gelir gruplarının refahını yükseltmesinin yanında fırsat eşitliğine de imkân sağlıyor. Böylece gelir dağılımındaki adaletsizlik gideriliyor.

Bir de kamu borç faizlerine bakalım… Kamu borç faiz ödemelerinin ulusal gelire oranı 2002 yılında yüzde 18,9 düzeyindeydi. 2010 yılında kamu faiz ödemelerinin ulusal gelire oranı yüzde 6 oranına geriledi. Böylece kamu faiz giderinin yükü azalarak eğitim ve sağlık harcamalarına ayrılan pay çoğaltıldı. “Peki, bu değişim ne anlama geliyor” diyerek sorarsanız. Anlamı şu; yüksek gelir gruplarına kamu bütçesinden ödenen faizler azaldığı için sağlık ve eğitime ayrılan kaynaklar çoğaldığından düşük gelirlilerin refahı yükseliyor.

Peki, kamu harcamaları açısından bakarak sol tanımını yapmak bu kadar basit mi? Sorusu aklınıza gelebilir. Tabii, basit değil. Entelektüel gösteri yapmak isterseniz, Karl Marks’ın Grundrisse çalışmalarından başlayıp ekonomi politik anlatabilirsiniz. Ama bu entelektüel gösteri “dişi ağrıyan çocuğu için devlet hastanesinde üç ay sonrasına sıra verilen babanın sorununu” çözemez. Oysa Ak Parti hükümeti sağlık hizmetlerinde 87 yıldır çözülemeyen bu sorunu çözdü. Hastanede sıra yok. İlaç ucuz. Hangi hastaneye gidersen hizmeti hemen alıyorsun. Siz, sol siyaset olarak bunları çözemedikten sonra ben solcuyum demek boş bir sözcük olarak kalır? Ama sol bu değil, sol özgürlükçüdür, değişimden yanadır diyebilirsiniz. Evet özgürlükçüdür. Peki, şimdi solcu olduğunu iddia edenler darbe anayasasını savunabiliyorlar. Ak Parti darbe anayasasını değiştirmeye çalışıyor. O halde kim sağcı? Kim solcu?

http://www.taraf.com.tr/suleyman-yasar/makale-ak-parti-neyi-basardi.htm

Categories: Politika

Kılıçdaroğluyla Ne Değişir?

Mayıs 22, 2010 1 yorum

Bu soruyu şu günlerde bence herkes kendi kendine soruyor.Ben mantıklı bir açıklama yapamıyorum doğrusu.Ama şunu söylemek gerekirse CHP’yi Baykal’dan bu yana destekleyen bir kısım belli.Baykal’dan bu yana devletin başına kim gelirse gelsin CHP hep muhalif hep kavgacı taraf.Kılıçdaroğluyla’da bunu göreceğiz gibi.Destekleyen taraf belki çok olabilir ama ben yeni değişim olarak nitelendirilen bu harakette Kılıçdaroğlu’na baktığım zaman gözlerinde ve içinde hatta bilgisinde o ışığı gözlemleyemiyorum ama aktif haraketli kurcalayıcı bir kişilik.Tek başına iktidar olacağız sloganıyla çıktığı bu yolda bence bir dönem daha beklemesi gerekecek diye düşünüyorum.CHP’de değişecek daha çok şey var. Yorum sizin…

Categories: Siyaset

Ruslara Göre Türkiye’de Yaşamak İçin 37 Neden

Mayıs 21, 2010 Yorum yapın

Rusya’daki internet sitelerinde “Türkiye’de yaşamak için 37 neden” başlıklı bir yazı dolaşıyormuş.Mail olarakta gelmişti ama merak edip okumadım.Haberturkte görünce bi bakayım dedim.Değerlendirmem şu ki adamlar o kadar rezil bir yaşam sürüyorlar ki kötünün iyisine çoktan razılar.Bu durumda biz elimizdekinin kıymetini bilmiyor gibi gözükebiliriz.Fakat ideal olan bizim yaşamımızda değil.Hemen hemen bütün maddelere karşı cevap verilebilir aslında hatta vereyim. “turkey.ru” sitesinde de yer alan “Türkiye’de yaşamak için 37 neden” şöyle:

1) Duvarlarında küfürlü yazılar yok.(Siz görmemişsiniz Antalya belediyesi iyi çalışıyor demek ki)
2) Yılın 340 günü güneşli.(Küresel Isınma sağolsun
3) Kış olmadığı için her sene kışlık elbise ve ayakkabı almaya gerek yok.(Biz sürekli terliklerle geziyoruz sanki
4) Dört yanı sıcak denizlerle çevrili.(Çevrilide parası olana arkadaşım
5) Her zaman taze sebze ve meyve var.(O da kalmayacak yakında hormon mormon ölecek tarlalar sulayacak su da yok)
6) Rusya’daki külüstür daireyi satıp Antalya’da 100 metrekarelik ev almak mümkün.(O sizin ülkenizin ayıbı)
7) Asık yüzlü Rus turistler dışında, insanları güler yüzlü ve nazik.(Tabi canım Antalyadaki esnaf sizin sayenizde geçiniyor.Gelin istanbula ankarayada göreyim ben sizi)
İnsanı bezdiren evsizler, yoksullar ve çingeneler yok.(Abi tartayım abi,köyden yeni geldim abi bi ekmek parası diyenler var)
9) Çalılıklar arasından alkolikler ve uyuşturucu kullananlar çıkmıyor. Evlerin girişi temiz.(Evet bizimkiler çıkmıyor genelde onları çalılara işerken görürsünüz)
10) Uyuşturucu kullananlarla satanları hapse atıyorlar.(Evet giriyorlar ve 3 ay geçmeden çıkıyorlar)
11) Komünistlerle faşistler elde bayrak dolaşmıyor.(Komünistler var bizde de yaw her seçimde oylarını %0.001 arttırıyorlar 5000 yılında iktidar olacaklar.Açım komünistlerin önünü durduramazsınız)
12) Pencereden bakınca deniz ve dağlar görülüyor, elinde gamalı haç olan dazlak gençler değil.(Ya havle nere dağlar görnüyor ben bakıyorum,şekilsiz evler görünüyor)
13) Votka değil, lale ülkesi.(Laleyi kaptırdık hollandalılara,biz aslanım kalmadı,lale falan)
14) Kurallara uymayan sirenli Mercedesler yok.(Evet bizde sirensiz mercedeslerle sirensiz diğer arabalarda uymuyor)
15) Doğaüstü yetenekli olduğunu iddia edenler yok.(Medyum memişimiz var bizim sen ne anlatıyon)
16) Nüfus sorununu Çinliler ve Özbeklerle çözmüyorlar.(Evet,Emekli Ruslar ve Almanlarla çözüyoruz.Sanki bizim nüfusumuz bize yetmiyormuş gibi)
17) Sarhoş sürücüleri hapse atıp ehliyetine el koyuyorlar.(Ehliyetlerine el koyuyoruzda ne oluyo ehliyetsiz kullanıyorlar)
18) Suç oranı her yıl iki kat artmıyor.(2 kat değil 1 kat artıyor bizde)
19) Üniversiteye evlenmek ya da askerden kaçmak için değil, topluma faydalı bir meslek edinmek için gidiyorlar.
20) Doktorlarla öğretmenlere saygı duyuyorlar.(Evet öğretmenlerin sandalyeleri çekiliyor,üzerlerine yürünüyor,hatta tahtada ders anlatırken pantolonları indiriliyor,çok saygılı bizim öğrenciler çooookk)
21) Ekranda beş dakikada bir kepek şampuanı ve kanatlı kadın bağı reklamı yok.(Kör müsün sen)
22) Yol sorana küfür etmiyorlar.(Evet yanlış adres anlatıp sonradan gülüyoruz)
23) Sözde emeklilik reformu yok.(Sözde de yok gerçektede yok)
24) Valiler ve belediye başkanları insanları öldürmüyor, rüşvet almıyor.(Evet polis tokatlıyo bizimkiler.Ayrıca ihale satanlarıda vardır)
25) Kadınlar erkeklerden tembel ve ayyaş diye söz etmiyor.
26) Erkekler yukarıdaki sıfatları hak etmek için uğraşmıyor.
27) Vatandaşlar yasalar önünde eşit. Polis felsefe profesörünün cebindeki parayı almıyor.
28) Çocuklara yarı tanrı gibi davranıyorlar.
29) Seri katiller yok.
30) Nehirler mikrop yuvası değil.
31) Patika değil, gerçek yollar var.
32) Domuz yemiyorlar.(Sende yeme zorla ağzına mı tıkıyorlar)
33) AIDS’li ve veremli sayısı Afrika’dakinden çok değil.(yakındır yakın siz getireceksiniz işte)
34) Sokakları güvenli, üç kuruş için adam kesmiyorlar.(Gel sen gel şöyle laleliye,tarlabaşına doğru bi gezin bak bakalım ne oluyo)
35) Ticarette rakipler birbirlerini öldürtmüyor.
36) Hakkını aramak için haydutlara gitmek gerekmiyor.
37) En önemlisi, başka bir Tanrıya inansalar da Türkiye’de iman var.

http://www.alialtugkoca.com/arsiv/ruslara-goreturkiyede-yasamak-icin-37-neden/

Categories: Katagoriler

Metalaşan Futbol da Fenerbahçe

Mayıs 19, 2010 Yorum yapın

Futbol, günümüzün en yaygın tüketim kalıplarını belirleyen, ticari iş kollarından birisi haline gelmiştir. Yani futbol, gelişen ve değişen koşulların sonucunda, nitelik ve içerik olarak ciddi bir evrimsel süreç geçirmiş, alınıp satılan bir meta haline gelmiştir. Bugün futbol dünyada 3 milyarın üzerinde kişiye eş zamanlı ulaşabilecek kadar yaygınlaşmış ve popüler bir hale gelmiş durumdadır. Futbolun sportiflikten endüstriyelliğe geçiş sürecinde, spor kulüplerinin de giderek değişmeye başladığını, sıradan bir futbol kulüpünde bile gözlemleyebilmekteyiz. Bu değişim ve gelişim süreci; futbolun yan ürünlerinin pazarlanmasında, futbol-medya ilişkisinde, taraftar ve yıldız futbolcu profilin de, hatta taktik anlayışlarda bile bir kabuk değiştirme dönemi olarak yaşanmaktadır. Yeni futbol ekonomisi, küreselleşmenin de verdiği ivmeyle, sahadaki oyun anlayışına, takımın ruhuna, ve spor ahlakına doğrudan etki etmektedir.Çağımızda, taraftarlar kulüp dergisine üye olmakta, kulübün özel olarak ürettiği ürünleri satın almakta, maçları televizyondan izleyerek taraftarı oldukları kulübün maçlarına rating aldırmakta, kulübün resmi internet sitesine üye olarak, alışverişlerini kulüpün kredi kartıyla yapmaktadır. Bütün bunlar da kulüplerin gelirlerini önemli ölçüde artıran faktörler olmaktadır.Yeni futbol ekonomisinde stadyumlara gelen taraftarlardan elde edilen gelirlerden çok, kulüplerin oluşturmuş olduğu markalar ile lisanslı taraftar giyim sektörü, kulüp markası ile özdeşleşerek bir endüstri haline gelmiş ve kulüplere önemli gelirler sağlayan önemli bir pasta payına sahip olmuştur. Ülkemiz de Fenerbahçe Spor Kulüp’ünün bu noktada bir öncü olması ve sektöründe de lider konumda olması hiç kuşkusuz bu sektörü ülkemizde en üst seviyelere çıkmasında önemli değer ve katkıları olduğunu söyleyebiliriz.Bundan 10 yıl öncesine kadar takımlarımız kurumsallaşma konseptinden henüz habersizdi. Kulüpler, logolarının manevi değeri yanında, ticari olarak da çok önemli birer değer olduğunu henüz idrak edememişti. 15 – 20 milyon insanın tutkuyla bağlı olduğu, kalbinin birlikte attığı başka kaç logo veya marka olabilirdi ki? Bu olgunun yakalanması çok zor bir ihtimaldir. Futbol kulüpleri, marka ve logo bilinirliği ve sevgisi düşünüldüğünde, Türkiye’de ve dünyada en önlerde geliyorlar. Herhangi bir ticari marka için bu sevgiyi ve bilinirliği sağlamak marka yaratmanın en zor ve meşakkatli sürecidir. Milyonlarca dolarlık reklam ve halkla ilişkiler çalışmaları gerektiren ve bunların en doğru uygulamalarla yapılması halinde bile sonuca ulaşamayabileceğiniz bir süreçtir.Günümüzde spor, kişisel ve toplumsal sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikleriyle önemli bir hizmet sektörü olarak kabul görmektedir.Ayrıca, günümüzün kitle iletişim araçları ve özellikle medyanın etkisiyle karlı bir reklam ve tanıtım aracı haline gelen spor, bir taraftan geniş kitlelerin yoğun ilgisini çeken bir gösteri ve eğlence faaliyeti olarak tüketim sektörüne dönüşürken, diğer taraftan müteşebbisler için önemli miktarlarda finans hareketlerinin yaşandığı cazip bir ekonomik faaliyet alanı haline gelmektedir.İşte, böylesi bir değer ve potansiyele sahip kulüplerimiz bu kıymetten ticari değer yaratabileceklerini veya yaratmaları gerektiğini anlayarak lisanslı taraftar giyim sektörüne yönelmiş bu sektörü hem ülkemizde önemli boyutlara taşıyarak hem de kendilerine önemli gelirler sağlamasını yaratarak, globalleşen dünyamıza ortak olmuşlardır.

Categories: Katagoriler

Hello world!

Mayıs 19, 2010 1 yorum

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Categories: Katagoriler
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.